Kalem Yarası

 

Kendi kendimle konuşurken susuyorum

Sabrın feryadıyla açıyorum şiirli orucumu

Yapayalnız yürüyorum kalabalıklarda

Aşkla tutuyorum hayallerimin burcunu

İçi kanayan sevinçli zamanlardan geliyorum

Alın teri döken bulutların emeğinden

Ateşe atılan su kadar korkusuz

Ayak direyen sözlerin kudretinden

Akan kelimeler kadar susuz

Kelimeler sürüyorum kalem yarasına

Anlasana

 

Ben yalnızken tek başına geliyor

Dünyaya katlanamadığım zamanlar

Her şeyden uzaklaşıp yürüyorum

Sesi kurşun gibi değen türkülerin arasına

Hüzünlerle kavileştiğini biliyorum şairlerin

Yürürken kavganın, şiirin ve dertlerin ortasına

Başkalarının acılarıyla ölürken bir yerlerde

Gömüldüklerini biliyorum bir de

Hudutsuz ve sahipsiz o

Kalem yarasına

 

Alın damarını çatlatan emeklerden geliyorum

Bir sevginin göğsünde yatarken kimsesiz

Gözyaşlarını öpüyorum yanaklarından

Şiirlerin mühürlü kapısından geçiyorum

Baharlar dökülürken avuçlarımdan

Kimseler bilmiyor

Kahkahaların dudaklarında bekleşen acıları

Bir ırmak gibi seviyorum

Kalbime yatak açan sancıları

Elbet gecelere de gelir uyanmak sırası

Daha sormadan anlatıyor derdini o

Kalem yarası

 

Her akşam bir uçtan bir uca yürüyorum dünyayı

Gün görmüş gecelerin kan çanağı gözlerinde

Bir yalansız ümit arıyorum

Gündüzlerin gazel okuduğu yerde

Bekliyorum mevsimlerin gam yediği ânı

Yarınların can kırığı derdine

Kutsanmış kelimelerle gülüyorum

Omuzlarımda yükü dağların

Heybemde azık gibi taşıyorum zamanı

Biliyorum

Geçmez geçtiğini sandığım ölmek sırası

Ayrılıkların kanadığı yerde duruyor o

Kalem yarası

 

Dalından kopmamış çiçekler koparıyor insanı

Bir sevda gibi hüzünlerinden

Bindiği dalı kesen zamanlara inat

Bir yastığa baş koyuyor toprakta nebatat

Bire bin veriyor gökyüzü

Mağrur ırmaklarda süzülüyor nazlı yüzü

Deli divane ediyor ellerinin mürekkep kınası

Dile kolaysa da şaire zor söylemek

Durup dinlenmeden kanıyor o

Kalem yarası

 

Yol kenarında açan çiçekleri unutmadım

Unutmuyorum kurumuş pınarların adını

Bir dikili ağacın olsun kanatmadım kalbini

Kanatmıyorum rüzgârın yarasını

Başımı göğe yaslayarak şiirler yazıyorum

Bıçak gibi kelimeler dayıyorum kemiklerime

Bir gün bile unutmuyorum nasıl

Bin dereden su getirdiğimi kendime

Biliyorum ellerimden ömrüme

Geldi ölümsüzlüğün geçmek sırası

Bir veba gibi işte

Geçti geçiyor o

Kalem yarası

 

İnci Okumuş

 

Yitiksöz Sayı-22